Anasayfa
spacer
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımızda
Bostan Aboneliği
Etkinlikler
Deneyimler
Seyir Defteri
Ziyaret
Fotoğraflar
İletişim
Sık Sorulan Sorular
English
HaberleşmeAğımız
Facebook

 

Fotoğraflar

EuroWeather
Midilli
---
Midilli °C
Istanbul °C
Ankara °C
İzmir °C
Balıkesir °C
Yeni eklenenler

spacer
Robert Kolej öğrencileri İmecede
 Aylar önce İmecede çalışmalara katılıp hem yardım etmek hemde İmecenin doğal,yaban hayatının kısada olsa parçası olmak istediklerini söyleyerek planlar ve kurallarda anlaştığımız Lise öğrencileri geldi. 
Tüm işlere oldukça istekli,gönüllü olarak katıldılar. Yıllardır toprak üstünde olan kaynaktan getirdiğimiz su borusunu 400m. toprağı kazarak gömdüler. Bahçeleri çapaladılar,yabani otları söktüler. Sürmekte olan "Ekolojik-Hibrit Ev"in kerpiç tuğlalarını hazırladılar,bol bol çamur hazırladılar,duvar örüp sıva yaptılar. Çamura yalın ayak girip binlerce yıldır sürdürülen çamur-kerpiç geleneğini tanıyıp uyguladılar. Elleri ile kerpiç sıva yaptılar. Kalıplara döktükleri çamuru kurutup "Kerpiç Tuğla" elde ettiler. Ürettikleri tuğlalarla gene toprak harç (çamur) kullanarak duvar ördüler.  Bölgemizi ziyarete gelenleri bilgilendirmek üzere büyük konteynere uyarı yazıları yazıp resimlerle şenlendirdiler. Dört ekip halinde değişmeli çalışan öğrenciler ayrıca hepimizi hazırladıkları yemeklerle doyurdular.
Hergüne bir toplantı-oturum koyup hem İmece deneyimlerini hemde öğrencilerin kişisel deneyimlerini konuşup paylaştık. Oyunlar oynadık,danslar ettik. Gençlerin coşkusu ve bilgiyi hızlaca özümsemeleri, saygılı,istekli davranışları bizi çok sevindirdi. Ortak alan kullanımında çöp ve bulaşık bırakmamaları,her daim birbirlerine yardımcı olmaları bizi gelecek için umutlandırdı.
Her grup ve birey gibi ilk bir-iki gün uyumlanana kadar zorlandılar. Buzdolabı suyunun olmaması, ketil olmaması, güneş altında şelaleye gidip gelmek, koca arazi içerisinde bir istasyondan diğerine sürekli yürümek, böcekler,sinekler,yabani arıların tacizleri öğrencileri şaşırttı,korkuttu.Ancak planladıkları projeyi sonlandırma azmi ile uyumu sağlayıp tüm varlıkları olduğu gibi kabul ettiler.
Fotoğraflar için; https://www.facebook.com/pg/imeceevi/photos/?tab=album&album_id=1503176823083323 
 
Kaynak yapabilen gönüllü arıyoruz! (Geldi :)
Herkese merhaba,
İzmirde,Dumanlıdağ'da yaz olanca sıcaklığı ile devam ederken İmece Evi dayanışma evi görevine, doğal,sürdürülebilir yaşam modeli olmaya devam ediyor.
Pazar ziyaretçileri,gönüllüler ve organize gruplar yaşamımızın,çalışmalarımızın parçası oluyor. Genel izlenim " basit,salaş,ilkel bir yer.Bunda ne varki bunu bende yaparım" kanaati. Hatta daha iyisini yaparım! Bu izlenim bizim başarılı (!?) olduğumuzu gösterip rahatlıkla herkesçe kopyalanabilir bir düzen kurduğumuzun göstergesi.
Şimdi ise (yangından sonra) giriştiğimiz inşaatlar yapmakta olduğumuz yapılar "meşe,çam dalından" ziyade çelik iskeletlerden oluşuyor. Yani biraz karmaşık.Daha çok teknik bilgi ve deneyim istiyor.
Bunun en önemli nedeni inşaat için doğru ağacı,doğru zamanda kesemiyoruz. Buna  hem "orman hukuku" hemde çevremizdeki ağaç çeşitliliği izin vermiyor. Keresteciden aldığımız ne zaman kesildiği belli olmayan,bol budaklı kızıl çam ise 2-3 yıldan sonra tehlike sinyali vermeye başlıyor; birincisi budak,diğer ise ağaç kurdunun "kırt,kırt" diyerek yavaş yavaş keresteyi oyması. Zamanla nereden kırılacak bilmiyoruz. Tam tepemizden küt diye kırılmaması için bir neden yok.Neyse yangınla beraber sıfırlanıp fongogo kampanyası ile malzemeyi alabilme hali oluşunca bizde planlamayı yaparken "rahat"  düşünmeye başladık.
Dedikki çatı ve taşıyıcılar çelik olsun. Ara bağlantılar,payanda,hatıl,lentolar ahşap olsun. Bunuda "Hımış Tekniği" ile birbirine bağlayalım.Aralarında taş,kerpiç ne varsa dolduralım dedik. Medipol Üniversitesi Mimarlık Fakültesi geldi. "Biz bir cepheyi çuvaldan yapalım" dediler. Yaptılar ve şahane oldu. 
Temelleri yaptık.Çelik direkleri diktik. Su giderlerini yerleştirdik.Su basmanını bitirmek üzereyiz. Hafta sonu duvarları çıkmaya başlarız.
Şimdi tüm bu işler için yardıma,dayanışmaya ihtiyacımız var;
* Kaynak yapabilecek bir gönüllü (Geldi)
*Ahşap işlerinden anlayan bir gönüllü
*Resim,grafik,grafiti,karikatür çalışabilecek bir gönüllü (Geldi)
*Çıkma çift cam,pencere, (Geldi..çift cam çift kanat teras kapısı lazım)
*Çıkma kapı
*Rabıta,kereste her daim lazım :)
*Eksikleri alabilmemiz için zeytinyağı satmamız lazım. İhtiyacı olan, dayanışmacı satış noktası olan dostlara ihtiyacımız var.
İmeceden selam ve sevgilerimizle
25.Temmuz.2017.Dumanlıdağ-İzmir 
 
Nikolay Tesla'ya ve Toprak insanlarına saygılarımızla
"Toprağın bir boka benzemediği yerlerde insanlar daha zengin oluyorlar sanırım"
diyor Mojo.
"Tesla,Maskelerle çevrili bir hayat" kitabında Nikola Tesla'lın liseye gitmek üzere arkadaşı Mojo ile ilk defa dağ köyünden ovadaki kasabaya giderken "şehirle" karşılaşmalarına verdikleri tepki sözü ile verimsiz,hatta hiç görünmeyen toprağın olduğu yerde insanlar nasıl daha zengin olabiliyor diyerek şaşırıyor.
Diğer yandanda aradan 100 yıl geçmiş olmasına rağmen toprak ve toprakta yaşayanlar daha da değersizleşirken şehirler daha da zengin, daha "jan janlı" oldu.
Nikola Tesla'ya hörmetlerimizle :)
 
Domatesin kırmızıya dönüşmesini izleme keyfi
 Yavaş yavaş kızaran domatesler son iki günde kızıla dönüştü. Yanından gelip geçerken otomatik olarak her seferde (günde ortalama 10 kez) göz attığım "korsan domates" baktıki "bu imecanlar bana su vermeyecek,bari kızarıp tohumlarımı olgunlaştırayımda yaşamımın bu evresine son vereyim" diyerek kızardı. 
Özellikle  her sabah bahçeleri dolaşıp bitkilerin geceyi nasıl geçirdiklerini gözlemlemek macera,keşif filmlerindeki heyecana benziyor. Arada böceklerin ilginçlikleride olunca fantastik boyut da  kazanıyor bahçe serüveni.
9 Temmuzda ilk kızaran minik domatesi dalından koparıp koklayarak uzattığım Yunus sanki kıtlıktan çıkmış hayvan gibi adeta yuttu. Çocuk genlerine göre yaşıyor,Güdsel olarak yiyeceğe ama dalındaki yiyeceğe zaafı var. Bakla,Bezelye, Kuzu kulağı,maydanoz,dere otu,marul, kabak, dut,erik,kayısı, elma,armut ve domates. Bunlar İmecenin bu sezon bahçesinde olanlar. Yakında biberide yutacak.Umarım acı denk gelmez :)
 
Hibrit Ev inşaa ediyoruz

 Medipol Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretmen ve Öğrencileri!

Sabah 06-11 ile akşam 17-21.00 arası çalışma. Gece 01-02 ye kadar tartışmalar,müzik...sabah gene 06... Herkes yorgun.Ancak yüksek moral herkesi ayakta tutuyor. Mimarlık öğrencileri İmecenin her alanında tüm acemilikleri ile çalışıyor. Okullarında hazırladıkları Çuval Ev projesini İmecede uyguluyorlar.12 temmuza kadar beraberiz.

*Hibrit Ev ; Duvarları çuval,Hımış,Taş,Kerpiç ve Ahşap malzemeden planladığımız için adına hibrit Ev dedik 

 
16 aylık bebek (çocuk?) 'ten öğreniyoruz
 
Yunus 4.çocuğum.Burada,Dumanlıdağ'daki İmece Evinde doğdu.Doğduğu günün sabahından beri hep dışarıda. Şehirlere misafirliklere gittiğimizde çocuk mızmızlanıyor. Enn büyük,ennn lüks(!?)  evler onu rahat ettirmiyor. İllede dışarısını istiyor. Çünkü hayat,yaşam dört duvarın dışında.Duvarlar allanıp pullansada duvar;duvar! Dışarısı yapay çimlemede yapılsa insan eliyle oluşturulmuş peysajda olsa dışarısı; dışarısı! Ay var,Güneş var,taze hava var,esinti var. bizim aklımızla bilemediğimiz ancak hayvanların ve bebeklerin çok iyi bildikleri titreşimler, canlı ve cansızların iletişim ağları-networkleri (!) var.
Geçen kış oldukça soğuk olmasına rağmen Yunus 16 ayı ilaçsız geçirdi. Şimdi bakıyoruz , hepbirlikte değerlendiriyoruz 16.ayı geride bırakırken "Hijyenik,güvenli Fanusta" yaşamayan Yunus neler yapmış,yapıyor;
Anna sütünden başka biberon,emzik kullanmıyor.Mama, süt gibi ek gıdalar kabul etmiyor. Biz ne yersek ayrımsız hepsini yiyor. Ortamda yemekle ilgili birşey oldumu kediler ve köpekle beraber Yunusta hemen dikkat kesiliyor! Ne var,ne yiyoruz...biçiminde hemen hareketlenip biran önce yenecek şeyi "pençeleri" ile kavrayıp en kısa yoldan ağzına atma eğiliminde.
12.ayında ayağa kalkıp yürümeye başladıkça büyümeye dönük değişim hızlandı. Doğası gereği yalınayak korkusuzca dolaşıyor.Ayağı çok rahatsız olursa ayakkabısını giymeye çalışıyor. Yada bizden istiyor. İsteme biçimleri ve kelimeleride artık daha anlaşılır hale gelmeye başladı.
İki kelimeli cümleler kuruyor; "ötekini ver", "daha ver",... Müdahale,engel koymadıkça kendisini çok rahat ifade ediyor. İstediği şeye ulaşana kadar tarif ediyor.Kızmıyor.Bizde sabırsız davranmıyoruz;" ötekini ver"....olmadı hareketlenip,dağları aşıp hedefine ulaşıyor. Ve binlerce yıl önceki ataları gibi ağzına tıkıştırıyor :)
Sebzeler ve meyveler olmaya başlayınca yanına gidiyoruz.Baklayı dalından koparıp birlikte içini açıp taneyi koklayıp yarısını ısırıyorum.Diğer yarısını Yunusa uzatuyorum.Tereddütsüz ağzına götürüyor.Temkinli yada tadını kaydetmek için yavaşça ısırıp çiğniyor. Sonrasında diğer taneler avucumdan pençeleri ile kavrayıp hepsini ağzına atıyor. 
Baklalar kartlaştıkça tanenin dış kabuğunu soyup öyle yiyor. Taze bakla sezonunu kapatırken Bakla bitkisini tanıdı.Bakalım seneye nasıl tepki verecek? Bezelye,Çilek,dut,kuzu kulağı,dere otu,maydanozada aynı tepkide bulundu. Kendi kendine koparıp yememesi gerektiği durumlarda yetişkinle konuşur gibi açıklamada bulunuyoruz. "Yunuscum domatesin yaprağı yenmez.Zehirlidir. Buna dokunmasak daha da iyi olur. Ama bak hemen yanındaki "Sirken" yenir. Bak yaprakları benziyor ama çok farklılar. ..bak. Kokusuda farklı."...gibi.
 Çevresindeki insanları ayırt edebiliyor. Kolaylıkla iletişim kuruyor. "Laubalice" yaklaşan,hemen kucaklayıp,mıncıklamak,havalara kaldırmak isteyenlere kızıyor. Biz tercüme ediyoruz; "dur hele bir tanışalım,senin titreşimlerini algılayım.Sonra istersek samimi oluruz".
18 aya iki ay kaldı.Çocuk gelişiminde kritik eşiklerdenmiş.4. çocukta değişimleri daha fazla algılıyorum. Hem kelime kullanma patlaması yaşanacak-mış hemde çiş kasları çişini kontrol edecek kadar gelişmiş olacakmış.  Yunus şimdiden bir sürü kelimeyi eksik dişleri ile kendi lisanı ile kullanıyor.Bakalım iki ay içinde daha ne kadar hızlı değişimler olacak.
Havalar ısındıkça gündüzleri bez kullanmıyoruz. Çişi geldiğinde olduğu yere    çömelip yapıyor. Havuzdayken  dışarı çıkmak isityor ve dışarıda çömelip çişini yaptıktan sonra tekrar havuza giriyor.
Bebeklikten çocukluğa geçişte hayıflandığım tek şey şehirde yaşarken  ilk çocuklarım Barış ve Ekinde ne çok ayrıntıyı ıskalamışım. Güya ilgili bir babaydım...Sanırım dibimizdeki gelişmeleri dahi ıskalamamıza neden olan şehir hayatının hızlı temposu ve gençliğin getirdiği "algı darlığı" diye düşünüyorum.
Yunus öğle uykusundan uyandı.Şimdi müsadenizle siestamızın tadını çıkarıp yunusla biraz suda oynayalım :)   
ismail yenigün (baba)
26.06.2017 İmece Evi,Dumanlıdağ,İzmir
https://www.facebook.com/tosunnefesyunusyenigun/
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 15 - 21 Toplam: 81